OYUNCAK GİBİ
Sergi, Jacques Derrida’nın yapısöküm düşüncesinden hareketle, matruşka formunun yerleşik anlam katmanlarını sorgulamaya açar. Alışılagelmiş imge, geleneksel bağlamından koparak tanıdık olanın tekinsizliğine ve sınırların akışkanlığına evrilir. Böylece matruşka, sabit bir nesne olmaktan çıkar; anlamın sürekli ertelendiği ve yeniden kurulduğu bir karşılaşma alanına dönüşür.
Sergideki “oyun” kavramı, çamurun esnekliğiyle kurulan deneysel ve teknik bir üretim sürecinde ortaya çıkar. Üretim aşamasında kendi ağırlığını taşıyamayacak kadar kırılgan görünen doğrusal formlar, pişirim sürecinin ardından beklenmedik bir mukavemete ulaşır. Ancak bu güç, başlangıçtaki kırılganlığın ortadan kalkmasıyla değil, onun izlerini taşımaya devam etmesiyle görünür olur.
Kendi sınırlarını ve boşluklarını savunan bu ince yapılar, insan hareketlerinin yarım kalmış jestlerini üstlenir. Sabit bir ismin anlamın akışkanlığını durduracağı kabulüyle isimsiz bırakılan bu yapılar, izleyicinin kendi kişisel anlatısı ve duygularıyla tamamlayacağı birer yapısöküm alanına dönüşür.
Sevgi Poyraz, 2026